Muz Alerjisi

Gıda alerjisi, IgE aracılı, hücre aracılı veya her ikisini de içeren, immünolojik mekanizmaların aracılık ettiği gıdaya karşı ters reaksiyondur. Tüm gıda alerjilerine benzer şekilde muz alerjisi de, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan bir şeye aşırı tepki göstermesi ile ortaya çıkar.

Muz alerjileri nispeten nadirdir ve en yaygın besin alerjileri arasında yer almaz. Dünyanın çoğu bölgesinde, nüfusun yüzde 1’den azında muz alerjisi vardır. Yakın zamanda yapılan bir çalışma, dünya genelinde genel popülasyonda yaygınlık oranının % 0,04 ile % 1,2 olduğunu göstermiştir.

Huş ağacı polenine alerjiniz varsa, muza alerjik olma ihtimaliniz yüksektir. Bazı durumlarda,  kişi taze meyveyle temas ettiğinde muz alerjisi ortaya çıkabilir.

Muz alerjisi iki farklı biçimde olabilir. Biri huş ağacı gibi ağaçların polenine karşı alerji ile ilişkili ve diğeri de lateks alerjisi ile ilişkili muz alerjisidir. Huş ağacı poleni alerjisi olan kişiler, taze muz veya muz içeren bir yiyecek yedikten hemen veya 1 saat sonra belirtiler gösterebilirler. Belirtiler, ağızda, boğazda kaşıntı ve iltihap (oral alerji sendromu, OAS olarak adlandırılır) ile birlikte lokal reaksiyonları içerir.

Lateks alerjisi ile ilişkili muz alerjisinde ise, muzdaki alerjenler ile doğal kauçuk lateks (örneğin eldivenler, prezervatifler, balonlar) arasındaki benzerlik nedeniyle, lateks-meyve sendromu olarak bilinen bir muz alerjisi gelişir. Bu bireyler genellikle kestane, avokado, mango ve kiviye karşı olumsuz tepkiler verirler.

Bir kişinin diğer meyve ve sebzelere veya latekse alerjisi varsa muz alerjisine sahip olma olasılığı da yüksektir.

Muz alerjisi için risk faktörlerinden bazıları şunlardır;

  • Egzama veya atopik dermatit öyküsü,
  • Gıdalar, polenler ve bitkiler dâhil olmak üzere başka herhangi bir şeye alerji,
  • Herhangi bir gıda ile oral alerji sendromu öyküsü,
  • Astım,
  • Özellikle muza karşı ailede alerji öyküsü.

Muz Alerjisi Belirtileri

Farklı alerjilerin belirtileri kişiden kişiye ve alerjenden alerjene göre değişir. Bazı insanlar sadece hafif cilt tahrişi gösterirken, bazıları anafilaksi adı verilen, yaşamı tehdit eden reaksiyonlar yaşayabilir. Muz alerjilerinin belirtileri, kişinin sahip olduğu alerjinin türüne bağlıdır. Belirtiler zamanla değişebilir.

Kaşıntı; ağız, cilt, göz ve boğaz gibi vücudun farklı bölgelerine yayılabilir. Şiddetli vakalarda, ağrı ve rahatsızlığa neden olacak kadar kızarıklık ve şişme görülebilir.

Sindirim Sistemi Belirtileri:

  • Mide bulantısı,
  • Kusma,
  • İshal veya gevşek dışkı,
  • Karın krampları.

Solunum Belirtileri:

Şiddetli vakalarda muz alerjisi solunum yolunu da etkileyebilir. Bazı yaygın belirtiler şöyledir:

  • Hırıltı,
  • Hapşırma,
  • Burun akıntısı,
  • Boğulma veya nefes almada zorluk,
  • Boğazın şişmesi,
  • Yutma güçlüğü.
  • Anafilaktik şok.

Anafilaktik şok nadir, ancak yaşamı tehdit eden sistemik bir reaksiyondur. Düşük tansiyon, düşük nabız, sersemlik, bilinç kaybına neden olabilir ve şoka doğru ilerleyebilir.

Muz Alerjisi Teşhisi

Klinik geçmiş, muz alerjisini tespit etmenin en iyi yoludur. Muzla temastan sonra gıda alerjisini düşündüren belirtiler gösteren hastalar bir alerji uzmanından yardım almalı ve teşhis konulana kadar muz tüketiminden kaçınmalıdır. Alerji tanısında kullanılabilecek bazı testler şunlardır;

Deri-Prick Testi:

Bu test cildinize muz alerjeni içeren bir solüsyon damlatılıp lanset yardımıyla ufak bir dokunuş yapılarak uygular. Bu solüsyon damlatıldıktan sonraki 15. dakikada alerji uzmanı tarafından değerlendirilir. Eğer test pozitifse ve muz alerjiniz varsa, ciltte bir şişlik ve kızarıklık görünecektir.

Spesifik IgE Testi:

Bu test, kandaki antikorlar olan immunoglobulin E’yi ölçen bir kan testidir. Muz alerjisi sırasında bağışıklık sistemi aşırı tepki verir ve vücudu alerjenden korumak için immunoglobulin E üretir. Yüksek bir immunoglobulin E seviyesi, muz alerjisinin göstergesidir. Doktor önerisiyle, aynı anda birden fazla alerjene bakılabilen moleküler alerji testleri de uygulanabilir.

Muz Alerjisi Tedavisi

Muza karşı hafif alerji, antihistaminiklerle tedavi edilebilir. Alerji sırasında vücut hücreleri histamin üretir ve bu da kaşıntı, burun akıntısı ve göz yanması gibi belirtilere neden olur. Antihistaminiklerle yapılan tedavi, belirtileri ortadan kaldırabilir ve kişide rahatlama sağlayabilir.

İçeriğinde muz ve ürünleri bulunan besinler kişinin beslenmesinden tamamen çıkarılır.Ciddi durumlarda ise birinci basamak tedavi olan  epinefrin iğnesi uygulanıp, kişi en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna gitmelidir.

Muz Alerjisinde Kaçınılması Gerekenler

Muz alerjiniz varsa, güvenli ve sağlıklı kalmak için aşağıdaki önerileri dikkate alabilirsiniz;

  • Muzlu yiyecek, ilaç veya dudak kremi gibi aromalı ürünler de dâhil olmak üzere her şeyden kaçının.
  • Smoothie’lerin ve çiğ sağlıklı tatlıların içeriğini her zaman kontrol edin, bu yemeklerde genellikle muz kullanılabilir.

Avokado, kestane, kivi, elma, havuç, kereviz, papaya, patates, domates ve kavun gibi çapraz reaksiyona sebep olabilecek diğer besinleri tüketirken dikkatli olun.

Muz ve latekse duyarlıysanız, balonlar, fitness ekipmanları, eldivenler, prezervatifler ve diş plakları gibi lateks bazlı nesnelerle temastan kaçının. Lateks de içerebilen oyuncaklardan ve emziklerden kaçının.

Meyve, meyve suları, şuruplar, alkollü içecekler, meyve kokteylleri, karışık kuru meyveler, dondurmalar, yoğurtlar ve diğer süt ürünleri, pudingler, kahvaltılık gevrekler, enerji barları, tatlandırıcı tozlar veya esanslar, şekerlemeler, fırınlanmış ürünler ve meyve sosları olarak, bazı ilaçlar katkı maddesi olarak muz ve ürünleri içerebilir.

Muz alerjisi olan birçok insan pişmiş muz yiyebilir. Bunun nedeni, muz pişirildiğinde alerjen proteininin parçalanmasıdır. Muz içeren pişmiş gıdalardan kaçınmak gerekli olmayabilir, ancak pişmiş muz tüketimi kararını mutlaka alerji doktorunuzla birlikte vermelisiniz.

Muz İkameleri

Güvenli alternatiflerden bazıları şunlardır;

  • çilek,
  • portakal,
  • pişmiş veya smoothielerde kullanılan balkabağı,
  • pişmiş tatlı patates ve patates kızartması.

Muzun Yararları

Muz sağlıklı bir vitamin, mineral ve lif kaynağıdır. Tropikal bölgelerde muz, yalnızca meyve olarak tüketim için değil, aynı zamanda işlenmiş gıdalara aroma veya kozmetik içerik maddesi olarak da dahil olmak üzere birçok amaçla yaygın olarak kullanılmaktadır. Musaceae familyasına ait olan muz ( Musa acuminata ), 50 yılı aşkın süredir yaygın meyve alerjilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Muzun yararlarından bazıları ise şöyledir;

1. ZENGİN BESİN İÇERİĞİNE SAHİPTİR

Muz, dünyanın en popüler meyveleri arasındadır .Güneydoğu Asya’ya özgü olan bu bitki, şu anda dünyanın birçok sıcak yerinde yetiştirilmektedir. Muzlar renk, boyut ve şekle göre değişiklik gösterir. En yaygın çeşidi, bir çeşit tatlı muz olan Cavendish’tir. Olgun Olmadığında yeşil, olgunlaştıkça sarı renk alır.

Muz, bol miktarda lif ve antioksidan içerir. Bir orta boy muzda (118 gram):

Potasyum:Günlük ihtiyacın % 9’u,

B6 Vitamini: Günlük ihtiyacın % 33’ü,

C Vitamini: Günlük ihtiyacın % 11’i,

Magnezyum: Günlük ihtiyacın % 8’i,

Bakır: Günlük ihtiyacın % 10’u,

Manganez: Günlük ihtiyacın % 14’ü karşılanır.

Net karbonhidrat: 24 gram,

Lif: 3.1 gram,

Protein: 1.3 gram,

Yağ ise: 0,4 gramdır.

Her muz sadece 105 kaloriye sahiptir, çok az protein içerirler ve neredeyse hiç yağ içermezler.

Yeşil, olgunlaşmamış muzlardaki karbonhidratlar çoğunlukla nişasta ve dirençli nişastadan oluşur, ancak muz olgunlaştıkça nişasta şekere (glikoz, fruktoz ve sukroz) dönüşür.

2. Kan Şekeri Seviyesini Dengeler

Muz, süngerimsi yapısal formda bir lif türü olan pektin bakımından zengindir. Olgunlaşmamış muzlar, çözünür lif gibi davranan ve sindirimden kaçan dirençli nişasta içerir.

Hem pektin hem de dirençli nişasta, yemeklerden sonra kan şekeri seviyelerini hafifletebilir ve midenizin boşalmasını yavaşlatarak iştahı azaltabilir. Muzların glisemik indeksi (GI), orta derecede yer alır. Olgunlaşmamış muzların GI değeri yaklaşık 30’dur, olgunlaşmış muzlar ise yaklaşık 60’tır. Tüm muzların ortalama değeri 51’dir.

3. Muz Sindirim Sistemine Faydalıdır

Diyet lifi, sindirim sistemi sağlığı için önemlidir. Orta boy bir muzda yaklaşık 3 gram lif bulunur ve bu da muzları oldukça iyi bir lif kaynağı yapar.

Muzlar iki ana lif türü içerir:

Pektin: Muz olgunlaştıkça azalır.

Dirençli nişasta ise: Olgunlaşmamış muzlarda bulunur.

Dirençli nişasta sindirilmez ve bağırsaklarınızdaki faydalı bakteriler için besin olarak kullanılır.

4. Muz Kalp Sağlığını Destekler

Potasyum, kalp sağlığı ve özellikle tansiyon kontrolü için gerekli olan bir mineraldir. Önemine rağmen, çok az insan diyetinde yeterince potasyum alıp almadığına dikkat eder.

Muz, iyi bir potasyum kaynağıdır. Bir orta boy muz (118 gram), günlük potasyum ihtiyacının % 9’unu içerir.

Potasyum açısından zengin bir diyet kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir ve bol miktarda potasyum tüketen kişilerde % 27’ye kadar daha düşük kalp hastalığı riski vardır.

5. Muz Güçlü Antioksidanlar İçerir

Meyve ve sebzeler, diyet antioksidanlarının mükemmel kaynaklarıdır. Dopamin ve kateşinler de dâhil olmak üzere çeşitli güçlü antioksidan türleri içerirler. Bu antioksidanlar , düşük kalp hastalığı riski ve dejeneratif hastalıklar gibi birçok sağlık yararıyla bağlantılıdır.

Bununla birlikte, muzdan elde edilen dopaminin beyninizde iyi hissettiren bir kimyasal gibi davrandığı yaygın bir yanlış anlamadır. Gerçekte, muzdan elde edilen dopamin kan-beyin bariyerini geçmez. Hormonları veya ruh halini değiştirmek yerine güçlü bir antioksidan görevi görür.

6. Muzlar Daha Uzun süre Tok Hissetmenize Yardımcı Olabilir

Dirençli nişasta, olgunlaşmamış muzlarda ve diğer yiyeceklerde bulunan, vücudunuzda çözünür lif gibi işlev gören, sindirilemeyen bir karbonhidrat türüdür. Genel olarak, muz ne kadar yeşilse, dirençli nişasta içeriğinin o kadar yüksek olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Öte yandan, sarı, olgun muzlar daha az miktarda dirençli nişasta ve toplam lif içerir. Ancak orantılı olarak daha yüksek miktarda çözünür lif içerir. Hem pektin hem de dirençli nişasta iştahı azaltan etkiler sunar ve yemeklerden sonra dolgunluk hissini artırır.

7. Olgunlaşmamış Muzlar İnsülin Duyarlılığını Artırabilir

İnsülin direnci , tip 2 diyabet gibi dünyanın en ciddi hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür.

Birkaç çalışma, günde 15–30 gram dirençli nişastanın insülin duyarlılığını dört hafta kadar kısa bir sürede % 33-50 oranında artırabileceğini ortaya koymaktadır. Olgunlaşmamış muzlar iyi bir dirençli nişasta kaynağıdır. Bu nedenle, insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabilirler.

8. Muz Egzersiz İçin Faydalıdır

Muz, büyük ölçüde mineral içeriği ve kolayca sindirilen karbonhidratları nedeniyle sporcular için mükemmel bir yiyecektir. Muz yemek, genel popülasyonun % 95’ini etkileyen egzersize bağlı kas kramplarını ve ağrılarını azaltmaya yardımcı olabilir.

Krampların nedeni büyük ölçüde bilinmemektedir, ancak genellikle dehidrasyon ve elektrolit dengesizliği olarak düşünülmektedir. Bununla birlikte, muz, dayanıklılık egzersizi öncesinde, sırasında ve sonrasında güzel bir ara öğün sağlamaktadır.

9. Tüketimi Kolaydır

Muz sadece sağlıklı değil, aynı zamanda kolay tüketilebilen atıştırmalık yiyeceklerden biridir Yoğurt, mısır gevreği ve tatlılara güzel bir lezzet ve kıvam sağlar. Tarifleri pişirirken şeker yerine kullanabilir.

Ayrıca muzlar, kalın koruyucu kabukları nedeniyle nadiren pestisit veya kirletici içerir. Muzun yenmesi ve taşınması kolaydır.