Türkiye’ye uygun, hedeflenmiş spesifik IgE panelleri
Alerjen duyarlanması; yaş, coğrafya, çevresel maruziyet ve yaşam tarzına göre değişmektedir. Bu nedenle dünyanın farklı bölgelerindeki popülasyonları kapsayacak şekilde hazırlanmış yüzlerce alerjen içeren standart paneller, her hasta ve her toplum için aynı klinik katkıyı sağlamayabilir.
İstanbul’da gerçekleştirilen ve 11.223 hastanın moleküler alerji sonuçlarını değerlendiren geniş gerçek yaşam çalışması, en fazla sayıda alerjeni test etmek yerine bölgeye, yaşa ve klinik önemine göre seçilmiş daha hedefli panellerle yüksek duyarlanma kapsayıcılığı elde edilebileceğini göstermiştir.
11.223 HASTALIK GERÇEK YAŞAM VERİSİ
Ocak 2021–Mart 2024 arasında değerlendirilen 11.223 hastanın:
%56,29’unda en az bir alerjen komponentine karşı duyarlanma saptandı. %43,71’inde ise test edilen komponentlerin tamamı negatif bulundu. Pozitif hastalar üzerinde gerçekleştirilen step-by-step conditional analizde, her aşamada duyarlanmış hastaların kapsanmasına en fazla katkı sağlayan alerjen seçildi.
| Panel | %95 kapsama için gereken komponent |
| Solunum | 31 |
| Besin | 44 |
| Mix | 48 |
Solunum alerjenlerine duyarlanmış 4.788 hastada 31 komponent, besin alerjenlerine duyarlanmış 3.779 hastada 44 komponent ile %95 kapsama düzeyine ulaşıldı.
Mesaj açık: Yüzlerce alerjeni test etmek yerine doğru alerjenleri seçmek mümkündür.
HER ALERJEN AYNI TANISAL DEĞERE SAHİP DEĞİLDİR
Çalışmada 127 alerjenin duyarlanma prevalansının %1’in altında olduğu saptandı. Ayrıca çok sayıda alerjenin belirli yaş gruplarında hiçbir hastada pozitifleşmediği görüldü.
Bu nedenle alerji tanısında yalnızca:
“Kaç alerjen bakılıyor?” sorusuna değil,
“Hangi alerjene, hangi hastada ve hangi klinik amaçla bakılıyor?” sorusuna odaklanılması gerekir.
MULTIPLEX TESTLER: DAHA FAZLA SONUÇ HER ZAMAN DAHA FAZLA KLİNİK BİLGİ DEMEK DEĞİLDİR
Multiplex sistemler tek örnekte yüzlerce ekstrakt ve moleküler alerjeni değerlendirebilme avantajına sahiptir. Ancak geniş ve sabit bir panel kullanılması, hastanın klinik öyküsüyle ilişkisi olmayan çok sayıda alerjenin de aynı anda test edilmesine yol açabilir.
EAACI Molecular Allergology User’s Guide, multiplex sistemlerin önemli avantajlarının yanında bazı analitik sınırlılıklarına da dikkat çekmektedir. Multiplex sistemlerde kullanılan sınırlı miktardaki immobilize alerjen, farklı bağlanma özellikleri, antikor afinitesi ve diğer immünoglobulinlerin rekabeti sonuçları etkileyebilir. Singleplex ve multiplex sistemlerden elde edilen sIgE değerlerinin bu nedenle doğrudan aynı analitik sonucu ifade ettiği kabul edilmemelidir.
Pozitif sonuç her zaman klinik alerji değildir
Spesifik IgE pozitifliği öncelikle duyarlanmayı gösterir.
Özellikle geniş multiplex panellerde klinik öyküden bağımsız çok sayıda alerjenin test edilmesi;
- çapraz reaksiyonlara bağlı pozitifliklerin,
- klinik olarak önemsiz düşük düzey duyarlanmaların,
- CCD veya pan-alerjen ilişkili reaksiyonların
ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bu sonuçların klinik alerji olarak yorumlanması özellikle besin alerjisinde gereksiz diyet kısıtlamalarına yol açabilir.
EAACI de bir spesifik IgE pozitifliğinin klinik öneminin laboratuvar testi tarafından değil, hastanın klinik öyküsü ve gerektiğinde provokasyon testleriyle hekim tarafından belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
MULTIPLEX TESTLERDE POZİTİF–NEGATİF UYUMSUZLUĞU OLABİLİR
Farklı multiplex sistemler aynı alerjene karşı her zaman aynı sonucu vermeyebilir. 216 hastanın değerlendirildiği ALEX² ve ImmunoCAP ISAC karşılaştırmasında genel pozitif/negatif uyum yüksek olmakla birlikte, yalnızca klinik olarak daha anlamlı pozitif sonuçlar değerlendirildiğinde uyum düşmektedir. Çalışmada bazı komponentlerde iyi, bazılarında ise orta, zayıf veya düşük uyum bildirilmiştir.
Başka bir gerçek yaşam çalışmasında polen-besin sendromuyla ilişkili PR-10 molekülleri değerlendirildiğinde ALEX²’nin ISAC’a göre ortalama duyarlılığı %83,2 bulunurken, düşük sIgE konsantrasyonlarında bu oran %60,8’e kadar düşmüştür.
Bu sonuçlar bir platformun genel olarak “yanlış” olduğu anlamına gelmez.
Ancak şu noktayı açıkça göstermektedir:
Bir multiplex testin negatif veya pozitif sonucu, kullanılan platformdan bağımsız mutlak bir gerçek olarak değerlendirilmemelidir.
Özellikle düşük düzey duyarlanmalar ve bazı spesifik moleküllerde platforma bağlı pozitif-negatif uyumsuzluklar görülebilir.
ALERJEN SEVİYESİ PLATFORMDAN BAĞIMSIZ BİR SAYI DEĞİLDİR
Multiplex sistemlerde raporlanan spesifik IgE konsantrasyonlarının, başka bir yöntemle elde edilen sonuçlarla birebir aynı olması beklenmemelidir.
ALEX ile referans singleplex ImmunoCAP yöntemini karşılaştıran bir çalışmada;
- ekstraktlarda yalnızca orta düzeyde uyum,
- komponentlerde daha yüksek uyum,
- ancak kantitatif sIgE değerlerinde zayıf korelasyon
bildirilmiştir.
ALEX² ve ISAC’ın 102 ortak alerjen açısından karşılaştırıldığı daha güncel bir çalışmada da pozitif-negatif sınıflandırmasında genel uyum iyi olmasına rağmen kantitatif değerlerin uyumu daha düşük bulunmuştur. Özellikle yüksek sIgE değerlerinde iki platform arasındaki farkın arttığı gösterilmiştir.
Benzer şekilde, farklı sIgE yöntemlerinden elde edilen sayısal sonuçların birbirinin yerine kullanılmaması gerektiği daha önceki karşılaştırma çalışmalarında da vurgulanmıştır.
Bu nedenle: Bir platformda ölçülen 5 kUA/L, farklı analitik prensibe sahip başka bir platformda mutlaka aynı biyolojik ve analitik değeri ifade etmez.
Özellikle klinik karar eşikleri kullanılırken, eşik değerinin hangi yöntemle oluşturulduğu önemlidir.
NEDEN HEDEFLENMİŞ SINGLEPLEX YAKLAŞIM?
Singleplex yaklaşımda alerjenler hastanın klinik gereksinimine göre seçilebilir ve her alerjen ayrı bir analiz olarak değerlendirilir. Bunun önemli bir avantajı, yüzlerce alerjeni aynı anda indiscriminant biçimde taramak yerine hekimin klinik sorusuna odaklanabilmesidir.
EAACI Molecular Allergology User’s Guide, singleplex testlerin özellikle düşük düzey spesifik IgE’nin saptanması açısından daha yüksek analitik duyarlılık sağlayabileceğini belirtmektedir.
Hedeflenmiş singleplex yaklaşım:
Hangi alerjenin test edileceğinin seçilmesine, her alerjenin ayrı ayrı değerlendirilmesine, gereksiz geniş taramanın azaltılmasına, sonucun klinik öyküyle daha doğrudan ilişkilendirilmesine ve gerektiğinde yalnızca klinik karar açısından önemli moleküler komponentlerin eklenmesine olanak sağlar. Bu yaklaşımın temel avantajı sadece “daha az alerjen” değildir.
Amaç daha kontrollü, daha hedeflenmiş ve klinik olarak daha yorumlanabilir bir sonuç üretmektir.
TÜRKİYE VERİLERİNDEN HAREKETLE GELİŞTİRİLEN PANELLER
Gerçek yaşam duyarlanma verileri, Türkiye’deki çevresel maruziyetler ve alerjenlerin klinik karar verdiriciliği dikkate alınarak üç temel panel oluşturulmuştur.
32 Alerjen Solunum Paneli
Türkiye’deki önemli solunum alerjenlerini hedefleyen 32 alerjenlik spesifik IgE paneli. Panel, gerekli durumlarda alerjen immünoterapisi kararının desteklenmesi amacıyla klinik açıdan önemli moleküler komponentlerle tamamlanmıştır. Amaç yalnızca hastanın “hangi polene pozitif olduğunu” göstermek değil; primer duyarlanmanın belirlenmesi, çapraz reaksiyonların değerlendirilmesi ve uygun hastada alerjen immünoterapisi kararının desteklenmesidir.
32 Alerjen Besin Paneli
Türkiye’deki beslenme alışkanlıkları, gerçek yaşam duyarlanma verileri ve klinik açıdan önemli besin alerjenleri dikkate alınarak oluşturulmuş 32 alerjenlik spesifik IgE panelidir. Besin alerjisinde ekstrakt pozitifliği tek başına klinik besin alerjisi anlamına gelmez. Ev tozu akarları, polenler ve farklı besinler arasında bulunan ortak proteinler nedeniyle çapraz duyarlanmalar ortaya çıkabilir. Çalışmada da bazı besin ekstraktlarının özellikle tropomiyozin, arginin kinaz, serum albumini, PR-10, profilin ve diğer çapraz reaktif yapılar nedeniyle gerçek primer besin alerjisini yansıtmayan pozitiflikler oluşturabileceği tartışılmıştır. Bu nedenle gerekli besinlerde ekstrakt testleri, klinik karar verdiriciliği yüksek moleküler komponentlerle desteklenmiştir.
MOLEKÜLER ALERJENLER NEDEN ÖNEMLİ?
Aynı besine veya solunum alerjenine ait farklı proteinlere karşı IgE bulunması aynı klinik anlamı taşımayabilir.
Örneğin moleküler komponentler; primer duyarlanma ile çapraz reaksiyon ayrımında, sistemik reaksiyon riskinin değerlendirilmesinde, besin alerjisinin persistansı ve prognozunda ve alerjen immünoterapisi seçiminde klinik kararı destekleyebilir.
Çalışmada da yalnızca prevalansı yüksek alerjenlerin değil, prevalansı daha düşük olsa bile klinik karar verdiriciliği yüksek moleküllerin panel tasarımında korunmasının gerekli olduğu vurgulanmaktadır.
16 SOLUNUM + 16 BESİN
Solunum & Besin Hedef Paneli
Hem solunum hem besin alerjisi açısından ilk değerlendirme gereken hastalar için:
**16 solunum alerjeni
- 16 besin alerjeni**
olmak üzere toplam 32 seçilmiş alerjen değerlendirilir.
Amaç indiscriminant şekilde yüzlerce sonuç üretmek yerine, klinikte sık karşılaşılan ve tanısal katkısı yüksek alerjenlerden oluşan rasyonel bir başlangıç paneli sunmaktır.
HER ALERJEN AYRI ÇALIŞILIR
Panellerimizde alerjenler singleplex ELISA prensibiyle tek tek değerlendirilir. Her alerjen için spesifik IgE ayrı olarak çalışılır ve ayrı olarak raporlanır.
Hekim böylece; hangi alerjenin değerlendirildiğini, hangi alerjenin pozitif olduğunu ve hangi alerjen için ileri moleküler inceleme gerektiğini hasta özelinde değerlendirebilir. Klinik ihtiyaç olduğunda sonuç, ilgili moleküler komponentlerle derinleştirilebilir.
GENİŞ PANEL Mİ? HEDEFLENMİŞ PANEL Mİ?
| Geniş sabit multiplex yaklaşım | Hedeflenmiş singleplex yaklaşım |
| Çok sayıda alerjen aynı anda test edilir | Klinik olarak gerekli alerjenler seçilir |
| Sabit panel | Hasta ve klinik soruya göre hedeflenebilir |
| Klinik olarak ilgisiz pozitiflikler görülebilir | Gereksiz test yükü azaltılabilir |
| Çapraz reaksiyonların yorumlanması zorlaşabilir | Seçilmiş moleküllerle hedefli değerlendirme yapılabilir |
| Farklı platformlardaki sayısal sonuçlar eşdeğer olmayabilir | Her alerjen ayrı değerlendirilir |
| Sonuçların yorumlanması uzmanlık gerektirir | Klinik soruya odaklanmış raporlama sağlanır |
ÇALIŞMANIN VERDİĞİ TEMEL MESAJ
Daha fazla alerjen ≠ daha doğru klinik karar
Türkiye tabanlı gerçek yaşam verileri, az sayıda fakat doğru seçilmiş alerjenlerle yüksek duyarlanma kapsayıcılığının mümkün olduğunu göstermektedir. Çalışmada %95’ten %100 kapsama geçebilmek için gereken alerjen sayısının orantısız biçimde arttığı gösterilmiştir. Solunumda %95 kapsama 31 komponentle sağlanırken %100 kapsama için 101 komponent gerekmiştir. Besinde ise %95 kapsama 44 komponentle, %100 kapsama 116 komponentle sağlanabilmiştir. Bu sonuçlar panel tasarımında hedefin “her şeyi test etmek” değil, klinik açıdan anlamlı duyarlanmaları en rasyonel şekilde değerlendirmek olması gerektiğini desteklemektedir.
DAHA FAZLA SONUÇ DEĞİL, DAHA ANLAMLI SONUÇ
Türkiye tabanlı gerçek yaşam verisi
Bölgesel alerjen seçimi
Singleplex spesifik IgE
Her alerjenin ayrı değerlendirilmesi
Klinik karar verdirici moleküler komponentler
Solunum: 32 alerjen
Besin: 32 alerjen
Solunum + Besin: 16 + 16 alerjen
Hedeflenmiş test. Klinik olarak anlamlı sonuç. Gerektiği kadar moleküler ayrıntı.
Önemli klinik not
Spesifik IgE pozitifliği duyarlanmayı gösterir ve tek başına klinik alerji tanısı koydurmaz. Test sonuçları hastanın klinik öyküsü, maruziyet ilişkisi, gerektiğinde deri testleri ve kontrollü provokasyon testleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Bu çalışmada kullanılan veriler retrospektif laboratuvar sonuçlarına dayandığından, belirlenen kapsama oranları klinik alerji için sensitivite veya spesifite olarak yorumlanmamalıdır.




